nerede kaldı şu seramoni şu mumlar şu tanrı havariler nerde ey isa donat bizi donat çocuklarını sofra insin sonra duamızı edelim ya da önce “tanrımıza hamdolsun milletimiz varolmalıdır.” biliyorum sözüm vardı lakin sana inanmak boynumun borcu olsun. şimdi gezmemeliyim kudüs şam diyarbekir. gerekirse çam keserim şiir yazarım, kafiye düzerim. “bir gülün sevdasındayım bahtımın karasındayım kapanmaz [...]
‘gün yalnızlığı getirecek’ Kategorisi için Arşiv
gün yalnızlık vakti gecenin karanlığında sırılsıklam bir militan yüreğim yalnızlığa vurup kendimi bir meleğin kanatlarında can veriyorum gün yalnızlığa gebe şeytanlar sarıyor geceyi terör denilen şey bu olsa gerek tomhavk füzeleri yırtıyor huzurun sessizliğini bu topraklar acıya gebe bir aşk varken kursağında can veriyor şair
yağmurdur çocuklara en temiz baharı getiren ve en çok onlar layıktır çünkü onlar devşirirler gökyüzünün nimetlerini arap kızlarının camdan bakışlarında.
beyaz kağıda kan düştü bir nedeni olmalı yaşıyorsam hala hayatı süzen kirpiklerin neden akıtıyor mızrak zehrini bir nedeni olmalı ölüyorsam eğer
ay ışığı ve ölüler görününce ağlar kadın ve en çok dudaklarını kanatabilir erkek ay ışığı ve ölüler görününce yalnız değilse eğer babalar.
kahramanlar ve savaşçılar öldüler bir gece yarısı hüznü boşaldı sonra onbir yıldız ve güneş ve ay çizgisi alınlarda kuyuların beklediği en şerefli konuk rüya tabiri ve şarapçısı firavunun on kardeşin ihanetiyle sarsıldı yer ölüler diriltildi ve anadan doğma körler dünyanın ışığını gördü kuşlandı çamur ve onüçüncü havarinin ihanetine indi sofra ölüler gittiler.
muhkem kale kapıları açıldı ve şehirlere çıktı insanlar babil’in sebe’nin sümer’in bahçelerinden yayıldılar eski uygarlıkların harman kokularının peşinde dağıldılar. ekmeğe ve şaraba yeni anlamlar yükledi rahibler şairler aşka acı verdi acıya aşk kattı dilberler şehirlerin en ücra köşelerinden koşup gelen filozoflar tanrının birliğine şahitlik etti elçileri doğrulayan sözleriyle nebiler ve kardeşleri bir uygarlık doğurdular melek [...]
üç ordu ayak sesi geliyor -Rabbim adımlarımı sabitle- cenk vakti sahra kızıl kumda Azrail geziniyor -Rabbim adımlarımı sabitle- cenk yarıldı içime girdi düşman damarlarımda geziniyor kapılar kapandılar. cengin sonu yavaşça aralandı loş ışıkta gölge deve üstünde peygamber sözü ışıklar yandı -gölge söndü- kaybettim cenk bitti.
ben susarsam ey kıyamet sana geldi zaman kedi çığlığı beyaz arabanın tekerine emanet. ben susarsam ey kıyamet aşka olan inancı sarsılır hafif meşreb kadınların yeryüzünün nehirleri damladır dudaklarında. ben susarsam ey hayat meleğin kollarına teslim kötü ruhlar yol kesiciler alim, önünde rica minnet.
kızkulesinde bağırırken bir ümmi bir sabah dudaksız kalır kuşlar altı kırk dokuz. akşam oldu okunsun ezanlar. Yasin Ramazan *** birgün çıkınca karşına yan Bizans yan uykundan uyanma Roma bana bir Constantinopole acısı bırak. bir Pera yangını devret Koloni ve sen Padişah Üsküdar’dan çıkıp gel İstanbul rüyalarıma.