Rıhtım… Ayaklar sarkaç… Güz kelebeği, Kış dondurması, Kaygı ve turist, İklim tutulması, Ölüme beş kala aşk, Çat kapı bir huzur, Alelade, işportadan Ay, deniz, yakamoz Aha da polis, GBT Zaten böyle biterdi bu şiir -Hayır memur bey…
‘iktibas’ Kategorisi için Arşiv
Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar.. Asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar… Kimse keman çalmaz belki ama Çok keman çalınsın balolarında Diye yapılmış Gri sisli binalar… Alnının ortasında Ciddi bir devlet asabiyeti.
edebiyattan nefret ediyorum ama bu sana ne tür bir tabanca sağlar ki?
Posted: Temmuz 30, 2008 by Ömer Faruk in iktibas-maddeler halinde sayınız.- 1- Halamın artık ne zaman evleneceğimi sorduğunda, annemin yalan söylememek için kıvrılan dudağının köşesinde patlayan ilkokul 2- Otobüse beraber binen iki kişinin, eğer boş yer varsa yan yana oturmaya çalışması 3- Kedin için bir isim buluyorum zil 4- Sevgili şeyhim; Ben Allah’ı çok seviyorum. Onu düşününce içim titriyor; elim- ayağım- soluğum, her [...]
Kadın ayağı İzlerin topuklarından belli Belli ki basmamış yere, Acıtmamış sırtını kumların Zarif ve silik Rüzgara teslim olmadan Buradan gidelim, izler buradan Zarif ve silik. Bedevi kaybetti sezgisini Yol sensin, yolcu sensin, yoldaş sensin Gör keskinliğini mızrağın Tonguçların sesine kulak ver Uydur adımlarını aruza Bulması kolay bilmesi kolay. İncelen bilekten sarkan halhal Rakkase Zafere seza [...]
Hep bir Meksika sınırım olsun isterdim, alamancı komşumuzun siyah beyaz tevesinde kovboylar hep Meksika sınırına giderdi kimse dokunamazdı sınırı geçtiler mi Meksika sınırı isterdim en sevdiğim şairlere hep hapiste olurlardı nedense Hapis yatmış olurdu yoldaşım gönüldaşım saf tutmak istediğim namazda omuz omuza hapse düşersin derlerdi tutup ciğerimden yazsam en sevdiğim filim artisi hapsi boylardı illaki [...]
Öğrenciydi. Bir kıza aşıktı Ve aynı zamanda başka bir senaryo üzerinde çalışıyordu. Ah Muhsin Ünlü
Allah’ım kaderimde anarşi ve protesto antidepresanlar ve içi boş bir gardırop ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino yardımın gerekiyor Kadıköy’deyim stop. Allah’ım kaderim bu sentimental ambargo: Alternatif referans potansiyel salvo yok, sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok; cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop. Allah’ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin kalbim oyuncak mı ne, ne kolay [...]
Ankara bir memur şehri; Ankara’da bir yerden bir yere giderken göreceğiniz manzaralar belli; serâpa betonarme binalar, 1930—40’lı yıllarda yabancı mimarlarca yapılmış ciddi ve soğuk Bakanlık yapıları ve kravatlı insanlar. Orada deniz yok, tarihi zenginlik de yok. Küçük bir Anadolu kentiyken büyükşehire dönüşmüş bir Cumhuriyet kenti Ankara. İstanbul’u tanımış bir kişi için Ankara, sadece “İstanbul’u özlemek [...]
Hatırlat da Haziran’ın sonlarında çocukluğumu yakalım
Posted: Haziran 19, 2007 by Ömer Faruk in iktibas, şiirSen beni öpersen belki de ben Fransız olurum Şehre inerim bir sinema yağmura çalar Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür. -Senegalliler dahil değil Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin [...]
Belalı bir his bu Pasak dolu marazî, Batağı tüm rezilliğin Sesindeki soğukluk Kelimelerin kansız Ben Promete Tüm tanrılara kafa tutumuşum Ciğerlerim parçalanıyor her gün yeniden Yasaklara baş kaldırmışım İsyan yaftasıyla kelepçelenmişim dağlara Dimdik durmuşum, korkmamışım Aldırmamışım, yok maskelerim Haykırıyorum bir kere daha sen de duy! Yakıyorum yasaklarınızı bir bir! İşte 25. parşömen kısım 2 altın [...]