‘anlıkyazılar’ Kategorisi için Arşiv

söz bitti.

Posted: Ekim 2, 2008 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

Çöktü uygarlık bitti saray. Şimdi nerdesin ey karabasan kardeşliği? Harita defterinde zincir boğaza düğümlenmiş ayna. Şimdi nerdesin ey kurşun yükü ömrümün? Söz bitti. Meclisten dışarı taştı kalabalık. Söz bitti. Nedense bu ilk ölümüymüş meğer. Caddeler telaşlı; söz bitti. Ah şu kalabalık anlamıyor ezdiği kaldırımın dilini. Ah şu kibrit ne inatçıymış; dönmedi yüzünü. Bak öteki karardı, [...]

tek taş

Posted: Ekim 10, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

Bir kirpiklik ömrüm kaldı. Yapma yar! Dokunma melankolime. Ellerin değmesin antikiteden kalma şehirlere. Cana canana dokunma. Musa’ya Hızır’ı sorma. İsmail’im kalmadı yar. Dokunma! Yusuf’umun kokusunu alıyorum. Biliyorum bunak diyeceksin. Mecnun diyeceksin, kahin diyeceksin. Vahye laf söz etme yar. Bir şeytanım bile yok ki. Cennetin tadı tuzu yok. Günahıma dokunma yar! Tanrı’nın işine karışma. Secde edenim [...]

şerh

Posted: Haziran 3, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

karabasan bastı her yanı duasız kaldı dudak günaydın büyükanne neden ellerin böyle soğuk? hiç susamamış çiçekler hey ne çiçekmiş meğer Tadında bırakılmış bir seher. Bitti roman. Yasin Ramazan *** Uçurumun dibindeydi şair. Öyleydi ya teslim olamazdı. Yumruk yumruğa bir kavgayı başlattı uçurumla. İlkel kabile savaşlarını andırıyordu bu. Elleri ihtiyarsız noktalar koyuyordu. Oysa toz kondurmazdı şiire [...]

son durak.

Posted: Mayıs 31, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

Yan yüreğim yanda durdu son durak. Mevsimin içinden geçip aşkın ile aşıklara vardı. “gel gel yanalım ateş-i aşka” dedi. Geldi, gördü. Güzel aşık, cevrimizi çekemedi. Güzelliği beş para ettiren aşk olmasaydı ne hacet Leyla olmayıversin. Leyla’lar olmayıverecek olmasan sen mecnun; ah bilsen çıkamayacaksın o çölden. Anlamayacak kadınlar aşkın ne demek olduğunu. Kadınlar ve aşklar yalnız [...]

bir bunalımın tarihçesi

Posted: Mayıs 2, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

“Karalamak yok bak!” dedi ses. “Yazmak var” diye ekledi. Şam’dan bir ses yükseliyordu bu sırada. “Estağfurullah” derken ses, birileri hilafet istiyordu. Kimse kabul etmezdi bunu. Reklamın iyisi kötüsü yoktu. Rüzgar esiyordu bir yerlerden. Rüzgar buradan esiyordu. Sıffin savaşına gidiyordum. Bir gün bir vatandaş çıktı ve astı elektrik direğine. Kimi? Kendini mi? Bilmiyordum. Filanca filancayı rezil [...]

yokluğa ilk adım

Posted: Mayıs 1, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

İşte ölüm çaldı yine kapımı. Bir uçurumdan aşağı atlamanın içimde yarattığı boşluğu hissediyorum; Gölge’yi buluyorum. Ey Gölge! Sevinmelisin. Gece yarıları uykularını bölen kabusların ana karakteri yok artık. Telefonun her çalışına lanet okuma. Dur, bekle biraz. Bir yabancı dilin içimizde uyandırdığı uzaklık duygusunun eşiğinde yazıyorum sana. Ey Gölge! Sevinmelisin, sana yazdığım şiirlerin ellerine hiç ulaşmayacak olmasına. [...]

tria

Posted: Şubat 25, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

Bardak devrildi. Sular, cam parçacıkları, kan damlaları ve hepsinin üstüne avucumun içinde kesik izleri. Avucum kanıyor, kan doluyor avucum içine, bardak elimde kalıyor. Su bardağı değil bu; kan kadehi. Kan bana değil, benden doldurulmuş; benim kanımmış bana sunulan, anladım. Kan akıyor sıcak ve yırtıcı ve batıyor cam kırıkları ince, soğuk, iç acıtıcı. Acı bu. Benim [...]

pîrden kalan

Posted: Şubat 25, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

Bir pîr-i fâninin gözlerinde görüyorum ölümün rengini. Ah ben ne denizler geçtim bileydin. Sina çölünde aslanlar parçaladı gönlümü. Yasalar ve yarasalar önünde Taha’nın savaşını kaybettim. Anladım, şehirden ve şiirden ve şirden ve benden fayda yoktu bana. Kayıt altına aldım bütün güneşlerin soluk rengini. İbrahim’e büyük putu ben şikayet ettim. Musa’ya Kızıldeniz’de deli gömleği giydirdi Benî [...]

ayin

Posted: Şubat 25, 2007 by Ömer Faruk in anlıkyazılar, değini

“Bir sitem belki alır sessizliğimi senden. Nerdesin isyan? Bahar gibi kayboluş seninkisi. toprak kokusu ve elinin kiri. Hiç. Benim sesimi hiç duymadın.” Yasin Ramazan *** Gözlüyorum. Vav harfinde gizli sevdaların sırrını sunuyorum. Çocuk gözlerin ve bilinmezliğiyle bir firavun mezarı. Her telden çalan bir ozan aybımın ve şair gürültümün karşısına dikilen derin! Dikey suskunluğunu sunma; Çıldırıyorum. [...]